6 Mart 2012 Salı

anılara takılır tökezlersin...



     Bir ömür boyu unutamayacağından emin olduğun anlar vardır, daha yaşarken bilirsin.

anılar eskimiştir belki ama paylaştığın insan yanı başındadır. Elini uzatsan ona dokunacakmışsın gibi yakındır sana. İşte o yüzden o insanı görünmez, duyulmaz, tadılmaz, hissedilmez ve hatta dokunulmaz bir hayalete çevirmen gerekir. Çünkü onu görürsen, duyarsan, tadarsan, hissedersen veya ona dokunursan, yaratacağın hatıralar elindeki ömre yetmeyecekmiş gibi gelir, yine yaşamaya başlarsın ilk günkü gibi. O yüzden uzak durmalısın. Acımasız olursun ama olsun. Ağlar, duymazsın. Sesini duyar ve sağır olursun. Gözü gözüne değdiğinde kör olursun ve başını çevirip, ilgili insanı aramaya koyulursun.
İçini acıtır bambaşka şeyler,  yeni yaşadığın şeyler olsun .  Hatta, üzülebilirsin bütün içtenliğinle olsun üzül. Bir defa yaşamışsındır belki bunu o yüzden olsun. Anıları her düşündüğünde ona dönesin gelir. Ama vazgeçersin. Belki çok istersin ama aklına“eskisi gibi olmayacak”lar gelir onları dinlersin. Belki de sadece, dönemeyecek kadar yorgunsundur. Alışkanlık ama olsun…
Özlersin bazen. Özlemek ve sevmek hakkında düşünürsün bu hakkındır çünkü sevmişsin. Artık sevmediğini düşündüğün bir anda, birdenbire bir ateş bir özlem sarar sahip olduğun her şeyi. Yüzüne, omuzlarına değen saçlarını özlersin veya sadece iyi geceler dilemeyi ya da sarılmayı sıcaklığını hissetmen için. Özlemin nasıl giderilebileceğini düşünürsün ve çareyi yine anılara sığınmakta bulursun. Huzurlu gelir bu sana. Bazen bir başkasını özlersin. Bazen ona dönmemek için, bir başkasına dönersin tekrar ve tekrar. Ama dedim ya işte anılara saplanırsın ama olsun…
     Bir zaman gelir, farkında olmadıklarını fark edersin. Güneşe bakmaktan etrafındaki kıvılcımları göremezsin olur böyle şeyler ama olsun değer çünkü sen de biliyorsun bunu. Her tarafına onu bulaştıran bir şarkıya rastlar kulağın, içine çekersin o güzel kokusunu yine vazgecemezsin. Bir iç çekersin, sanki içinden onun hayalini çıkarakmış gibi. Gider sarılırsın birine. ‘Seni seviyorum’ dersin. unuttuğunu zannedersin ama nafile olmaz ama denersin işte olsun…
     Bir ömür boyu unutamayacağını bildiğin anlar vardır, daha yaşarken bilirsin, bazen yaşamandan bile önce. Bütün o anların anı olduğu gün gelir ve tekrar anlaştırmak istemezsin onları. Kıyamazsın. Ya da sadece, gitmek istersin. Canını yakanlardan gitmek, kadehlerini kendine, sadecekendine kaldırmak. Yalnızca kendini sevmeyi istersin. Mümkünmüş gibi.
Gidersin durmadan.

Kalmaktan korkarsın.